22 Mayıs 2009 Cuma

Neden boyleyiz???

Neden neden ama neden boyleyiz? Neden Turk insani bu kadar cahil, bu kadar geri kafali? Neden kadin bu kadar degersiz Turkiye'de? Su anda icimdeki nefreti nereye kime bosaltmaliyim ben?? En mantiklisi sakin olmaya calismak mi yoksa? En iyisi anlatmak diye dusundum, ise yarayacagini umuyorum..

Bana sorarsaniz bu yeni bir sey degil ben ezelden beri boyle dusunuyorum..Ama acikcasi artik her seyin daha iyi farkina variyorum..Az once okudugum bir haberin bende uyandirdigi kizginlik topu, bir kac gundur okudugum diger haberlerin yarattigi etkiyle birlesti buyudu buyudu buyudu ve kocaman oldu..Evet efendim haber su : (http://www.ntvmsnbc.com/id/24968756/) Diyarbakir'da biz kizcagiz okuldan donerken kiz arkadaslarinin saldirisina ugramis, dovulmus, yuzune jilet atilmis vs..Tabii bu cok trajik..Neden bu saldiriya ugradigi hakkinda bir fikri yok, belki de var da soylemiyor..Bu saldiri butunuyle vahim ama daha vahim olan bir vatandasimizin bu habere yaptigi yorum..haberin altinda gorecekseniz 'ahmet mehmet' adiyla yapilan yorumu..Asagiya aynen copy paste ediyorum:

Bizim memlekette genç ve güzel kadınlara tabii genç kızlara YÜCE VARLIK gibi bakılıyor, gerçi onlar da kendilerinin ÇOK ÜSTÜN olduklarını düşünüyor, diğer insanları küçümsüyorlar. Tek dayanak noktası güzel olmak ve cinsiyetlerini verdiği avantaj. Dışarıdan görüldükleri gibi değiller. Bizi ülke olarak bunu aşmamız lazım, özellikle bazı kadınların kendini birşey sanmaktan vazgeçleri lazım.

Bu ne demek allah askina? Bu adam 'ben insanliktan ciktim, kimin yuzunun jiletlendigi umrumda degil..Aferin, yapanlarin eline saglik, dersini almis bu kiz' demek istiyor alenen. Bu ne bicim bir sacmalik? Henuz daha ergenlik caginda zavalli bir GENC (kiz ya da erkek olmasi onemli degil) hayatinin sonuna kadar tasiyacagi yaralar aliyor ve bu, guzel kizlar tarafinan hayatinda cok asagilandigi apacik ortada olan, vatandasimiz boyle bir yorum yapiyor.. Boyle dusunen bir erkegin yuzune (guzel cirkin farketmez) hangi kiz donup bakar ki? Bu kadar komplike bir olaya bu kadar basit bakabilen bir insana kim insan gibi davranabilir?? Peki bu vatandasimiz diyor ki benim suratimda yuz bin tane jilet izi birakilsin ben gene de butun erkek hegemonyomla etrafta kasim kasim kasilabilirim.. Dogrudur inanirim... Boyle dusunen insanlarimiz cok oldukca tabii ki avrupa hakkimizda her seyi dusunmekte hakli.. Kadina bu kadar saygisizca yaklasilabildigi bir ulkede her sey mumkun..Avrupalilarin Turkiye'de kadin sunneti vardir diye dusunmesi de cok normal...Yakinda kendini bilmezin biri cikar islam'da farzdir der, kadin sunneti de baslar Turkiye'de hic suphem yok..Nice Pippa Bacca'lar da tecavuz edip oldurulur bu ulkede..Turkiye'deki erkeklerin seksuel acliginin, abazaliginin dinecegi bitecegi yok orasi cok belli.. Peki nasil, neden bu haldeyiz? Bu duzeltmenin cozumu nedir? Her ulkenin sorunu mu bu? Her ulkede boyle sacmasapan densiz insanlar mi var? Peki neden butun ulkelerin adlari kadin haklari ve esitligin olmadigi ulkeler arasinda gecmiyor?

Bunlari yaziyorum samayin ki ben de bir bati hayranligi vs var..Turkiye'de olmayabilirim ama bati hayranligini uzun sure once biraktim..Evet guzel sehirler, daha refah bir hayat var belki batida ya da belki bize oyle gosteriliyor ama bize filmlerle empose edilen cogu seyin de yalan oldugunu insan anliyor disarida yasamaya baslayinca..Dinimiz mi butun bu geri kalmisligin nedeni diyorum? (cunku hep oyle gostermeye calisilir degil mi?) Hayir degil..inanin buradakiler muslumanlardan cok daha dinci..Daha bagnaz olanlar da var. Oyle insanlar var ki inanamazsiniz..Nedir o zaman bu bizim ilkelligimizin, acligimizin, geride kalmisligimiz sebebi? Egitimsizlik mi? Ne zaman cozulecek bu sorun? Ne zaman gereken refah seviyesine ulasacagiz? Hayal bile edemiyorum..

Belki bir gun, yuzyillar sonra...

08 Mart 2009 Pazar

Spring has sprung!!!!!

Uzun suren bir 'Winter Wonderland' in arkasindan bu guzel bahar gununden sonsuz bir keyif almak, tekrar 'yasiyor' gibi hissetmek cok da anormal olmasa gerek.. Icinde inanilmaz bir umutla sokaklarda yurumek, heyecan duymak ne kadar guzel bir sey unutmusum..Ama biliyorum ki kis henuz bitmedi..Hatta yarin kadar yakin bize..Gene de bu iki gunluk bahar tatili herkesin silkinip kendine gelmesine, uzerimizdeki yuklerden biraz da olsa kurtulmamiza vesile oldu orasi kesin. Insan boyle gunlerde anliyor sanirim mutluluga ve mutsuzluga dair siirlerin, romanlarin nasil yazilabilecegini, en azindan bana oyle geliyor..Kisin karanliginda mutluluga, baharin hafif ruzgarinda da mutsuzluga dair bir seyler yazmak cok zor olsa gerek..Keske hep bahar olsa. :)

07 Şubat 2009 Cumartesi

Filmlerdeki Amerika

Daha once bu konudan bahsetmis miydim bilmiyorum ama amerikan filmlerinde gordugumuz seylerin aslinda gercekten var olduguna taniklik etmek Amerika maceramla ilgili en cok sevdigim seylerden biri. Bunlar genelde cok basit seyler olmakla beraber gene de bende bir mutluluk duygusu uyandiriyor nedense. Mesela evlerin kapisinda Amerikan bayragi asili olmasi, "diner"larin nostaljik havasi ya da kutuphanedeki yesil masa lambalari..

Bugun bunlara bir yenisi eklendi : eski moda bir berber dukkani.. Filmlerde gordugumuz, 1940'li yillari hatirlatan bir atmosfere sahip sirin dukkaniyla bu tatli adam 80 kusur yasinda olmasina ragmen her gece evinde You Tube izlemesinden Nostradamus'un kehanetlerine, National Geographic'den Dave Brubeck'e kadar uzanan ilginc sohbetiyle beni oldukca sasirtti. Nerde Turkiyedeki dedeler nerde bu amca dedim icimden..Ayrilirken bir huzun kapladi icimi..Keske ben de bu amca gibi olabilsem o yasta dedim..

p.s. Nostradamus dunyayi 2.ismi Huseyin olan bir prensin kurtaracagini ongormus, bunu da o amcadan ogrendik..Bu kisi Obama olmasin? :P

04 Şubat 2009 Çarşamba

Lukus hayat ?


Yandaki fotograftan aslinda ne tur bir hayat yasamam gerektigi anlasilmiyor mu?
Her gun davet davet gezip, lak lak edip eglenen sosyetik bir kisilik olmaliymisim. :) Ahhh ahhh degerim anlasilir yakinda, suraya yaziyorum.

Saka bir yana bu fotografa her baktigimda kendimi gulmekten alamiyorum. Gorup de gulmemek imkansiz :)

08 Ocak 2009 Perşembe

Havadan sudan..

Telefonumun ring tonunu yeniden "let it snow, let it snow, let it snow" yapma zamaninin geldigini dusunurken ve gene kar, kis firtinalar arasinda yasamaya baslamisken, ntvmsnbc'deki : "Turkiye'deki dondurucu soguk(!)" haberleri yuzumu bir nebze olsa da guldurebildi. :) 1 derece Istabul'da "asiri soguk" sayilirken burada sifir derecenin sevincten bayram etmemize neden oldugu gercegini aciklamaktan kacinmamali bence. Ustune ustluk yilbasi aksami Times Square'de -17 derecede 2saatten fazla beklemis olmam da soguga ne kadar dayanikli hale geldigimin bir kaniti olmali..Bitmedi(!) : 3 gun hic durmadan yagan kar sonucu evde mahsur kalmis olmamin da hic onemi yok. Onemli olan tek husus su: artik Istanbul'un dondurucu soguklari viz gelir bana, heyyyy!!!

Evet yukaridaki kimin yasadigi yer daha soguk ya da daha sicak geyiklerini aslinda pek sevmiyorum ama haberlerin komikligi karsisinda bahsetmeden gecemedim..Aslinda olay Istanbul'da asiri soguk falan olmasi degil haberin yazilis sekliydi. Kim yazdiysa tebrik etmek lazim gercekten.

Buna karsilik buraya yerlestigimden beri New England'daki hava kosullariyla ilgili bir seyler yazmak istiyordum hep, bu haber ona vesile oldu..Her ne kadar soguk olsa da buranin en sevdigim yonlerinden biri her an insani sasirtacak bir yagis sekli olabilmesi. Hayatimda hic gormedigim yagis sekillerini gormek kendimi ozel hissetmemi sagliyor :P (how pathetic :))

Herkesin korkulu ruyasi 'freezing rain' mesela. "Yagmur yagiyor canim, bir sey yok iste" diye disari ciktiginizda bir kac dakika icinde insanin kendini kaldirimda popo ustu otururken bulmasi an meselesi olabilir bu durumda. Ya da her sabah arabaya binildiginde baska bir bicimde buz tutmus camlari gormek..Bir gun su kristalleri, bir gun buzlu cam, bir gun donmus kar..Yani burasi her gun baska bir 'hava durumsal macera' sunabiliyor insana :) Yagmur yaz ya da kis demeden, gunlerce hic durmadan, bardaktan bosanircasina hizla yagabilir. Ya da gunlerce yagan kar sonucu boyunuzu asan kar tepelerinin ustunden atlayarak okula gitmek zorunda kalabilirsiniz. Ya da mayis ortasinda hala kar yagdigini gozlemleyebilirsiniz. Issiz bir yolda giderken alcak sis bulutlarinin arasindan gecip kendinizi bir korku filminin ortasinda hissetmeniz de mumkun.

Sanirim Turkiye col olurken New England sular altinda kalirsa buna hic ama hic sasmam.. Zira musluktan akan suyun bedava oldugu bir yerde yasarken, bu kadar yagis olmasini beklememek garip olur.

20 Kasım 2008 Perşembe

Me being (NOT so) arty!!

Hayat sikici monoton devam eder ve ben kimyadan nefret ederken aklima simdi tarih olmus undergrad gunlerim geldi. O zaman ki hedefler, istekler ve simdikiler..Unutulmus seyler iste deyip de gecemedim. Aklimi celen bazi seyler oldu. Su anda heyecan icinde bir bekleme odasinda oturduguma gore tam sirasi dedim bunlar hakkinda yazmanin. Ne de olsa kafami mesgul etmem, baska seyler dusunmem lazim. Derin bir nefes alip basliyorum anlatmaya.

Baslangic olarak soylemem lazim ki o zamanlar ki en buyuk hedefim doktora yapmakti. Hedefe ulasildi mi? Half way there...(Gene de 18 Aralik'i atlatmadan bir sey soylemek imkansiz tabii:)) Diger bir arzumsa sanatla ilgili bir seyler yapmak hep ucundan kosesinden bir entel olabilmekti :P Hatta bilenler bilir o zamanlar kimyada master yapmak yerine sanat tarihi bolumunde master yapmak icin de baya bir arastirmalar yapmistim..Ama sonunda 40li yaslarinda, muhendislik yapmasina karsin Latin Dili ve Edebiyati bolumunde doktora yapan biriyle tanistim ve tamam dedim..Eger bu gercek bir hedefse hicbir zaman gec kalmis olmam, istedigim zaman gerceklestirebilirim bunu..(kendimi oyle kandirdim belki de.) Ve bundan seneler sonra bir atilim yaptim nihayet :) Belki cok kucuk bir adim belki hic ileri gitmeyecek ama BEN BIR MUZEDE CALISMAYA BASLADIM!!!! Hem de kucucuk koyumde olmasina ragmen Amerika'da un sahibi olan bir okulun muzesinde..Yani Smith College!! Sadece kiz ogrencilere acik bu okul ayni zamanda feminist hareketlerin Amerika'da ilk basladigi yerlerden biri. Tabi tahmin edeceginiz gibi burasi ayni zamanda lezbiyen iliskilerin cok normal ve populer oldugu bir yer..(Well we live in Massachusetts what can you expect? :))

Gonullu olarak basladim henuz ve belki cok zaman ayiramiyorum ama muzedekiler benden heyecanli sanirim bu konuda..Conservator olarak onlar icin onemli olabilecegimi dusunuyorlar sanirim..Heyecanliyim, bakalim bu isin sonundan bir seyler cikacak mi? Ama ciksa da cikmasa da bu bir baslangic diye dusunmek hosuma gidiyor su an.

Komik olan seyse muzeye gitmeye basladigim ilk gun katilmak zorunda kaldigim fotograf cekimi :))) Muzeyle ilgili yayinlarda yer alacak bu resimde gayet sisman (belki de gercekten sisman oldugum icindir :)))) ve arka planda cikmama ragmen gene de cok fazla eglendim..En soldaki kivircik sacli amca bana mentorluk yapan Billy the kid :) Sanirim bu is epey eglenceli olacak :)

03 Kasım 2008 Pazartesi

Gene bir sey olamadim..

Bu Halloween gene kostumsuz gecti..Ya da son dakika ayarlanmis bir kostumsuyle demek daha dogru. Her sene 'seneye super bir kostumle ortaya cikacagim' diye iddia eden biz zavalli insanlar Halloween zamani gelip catinca, o paniksel 'bu sefer ne olsam? , kiyafetim yok, partiye gitmek istemiyorum' psikolojisine burunuyoruz..Sokakta bambaska kisiliklere burunmus- ama hala cilgin olma icgudusunu yitirmemis- onlarca undergrad'i gorunce insanin icine iyice cokuyor o burukluk..My costume sucks!!!! :)

Bense bu sene herhangi bir sanata yetenegim olmamasinin acisini cikarircasina bir ressam oldum.(olmak zorunda kaldim mi desem yoksa??) Ne paletim vardi ne de tualim, ama yuzume bulasan bir kac parca boya ve Burcu'nun 'Halloween cadisi' isimli calismasi biraz olsun yardimci olmustur umarim kostumu tamamlama cabama:)

Darisi seneye artik..Bu arada Halloween artik Turkiye'de de mi kutlaniyor acaba merak ediyorum???